Sen Anlat Karadeniz: Bir nefeste boğulmak...

Sen Anlat Karadeniz: Bir nefeste boğulmak...

Sen Anlat Karadeniz: Bir nefeste boğulmak...

10 05 2018 Gizem Yldz
Gizem Yldz
Gizem Yldz 10 05 2018

Bir nefestir hayat içine çekebilene, bir saniyedir hayat zamanı yok sayabilene, bir gökkuşağıdır hayat, renkleri karıştırabilene… Tüm acılara rağmen dik durabiliyorsak yaşama olan sevdamızdandır. Tüm vazgeçmelere rağmen yine en başa dönebiliyorsak göğsünde dinlenebileceğimiz bir sevdiğimizin olmasındandır. Yükler bir bir binerken belinin bükülmesini, kalbinin ezilmesini engelleyen şeydir sevgi. Eksiltmez, azaltmaz, engellere boyun eğmez, acısına kölelik etmez. 

Fotoğraf: atv

Nefes önceleri esaretinden kurtulmak için, oğlunu bu esaretten kurtarmak için duvarları yumrukluyordu. Aşk yoktu, sevda yoktu, yüreğini hoplatan bir erkek yoktu, ilk el ele tutuşmanın heyecanını bilmeden, aşka umut etmeden karanlık bir kuyuda sesinin duyulmasını, birinin ona el uzatmasını bekliyordu. Sonra biri geldi, hayatının kahramanı olduğunu bilmeden kader onu aynı arabanın bagajında, bir evin çatısında bir kalbin yuvasında birleştirdi. Sevmeye özlem kalmış bir kadının kalbini, ona dokunmadan okşayabilecek başka bir Tahir var mıdır bu dünyada? Tüm dünya ona olan sevdasını haram etmişken, ona bakan gözleri yasağa değerken var mıdır elini tutup meydanlara çıkan? 

Fotoğraf: atv

Sözde Nefes ile Tahir’in Yiğit için olan evliliği adım adım gerçek bir evliliğe yürüyor. Onlar için her şey tamam. Bir ilişkiyi ilişki olmaktan çıkarıp aile yapan şey bir çocuktur. Tahir Yiğit’i çoktan oğlu olarak seçmişti. Hani bazı duygular vardır, kanınla değil canınla beslersin, bir anda değil emek emek örersin, nefesinin sıcaklığıyla üstünü örtersin ya! İşte öyle bir sevgi Tahir’in Yiğit’e duyduğu evlat sevgisi... Kadın sevene erkek denmez, tek bir kadına kadınım diyene, sevdalım diyene adam denir. Tahir de hem sevdi hem sevdalandı. Yiğit’i çok sevdi, Nefes’e yüreğinin sevdasını verdi. Yatağına almadan gönlüne alan adama adam denir. Tek bir neden için mücadele veren Nefes ile Tahir kalplerinin çatısını çoktan kurdular, hatta dumanı bile tütmeye başladı ama kötülerin şer bakışları hiç yuvalarından eksik olmadı.

Fotoğraf: atv

Tüm Karadeniz’in bir kaşık çamurunda boğacağı kıza, bir yudum su olan Tahir, fırtınanın çağlayanına dik duran Tahir annesinin iğneleyici sözlerinde karısının gözündeki yaşa mendil uzatmadı. Karşısındaki annesi bile olsa sözündeki dikenleri söyleyen dile el uzattı. Saniye her fırsatta Nefes’i gelini olarak istemediğini savunurken, Tahir de her fırsatta Nefes’in elinden tutup, nikahlı karısı olduğunu savundu. Tahir, onca insanın yüzlerine haykırdıkları hakaretlerden kaçmadı da, Nefes’in boynunu bükmesinden, kalbini eğmesinden bir türlü kurtulamadı. Tahir için tek bir doğru vardı, yüzlerine tükürecek de olsalar başın dik, alnın açık, meydanlarda el ele sevdalını savunmaktı. Onca zulme suskun kalmayan Nefes, Kaleli konağında Saniye’nin, köyde insanların hakaretlerine, dedikodularına suskun kalınca, Tahir de Nefes’e gür sesini hatırlatmak zorunda kaldı. Eğri doğru, aldı başına bu sevdayı, tek bir hakkı var o da yaşatmak...

Fotoğraf: atv

Özüyle sözüyle artık Nefes bir Kaleli. Tahir de hayatının, kalbinin tüm kapılarını Nefes’e sonsuza kadar açtı. Nefes hayatındaki en büyük mücadeleyi bir kelimeye, bir yüzüğe karşı verdi. Vedat ona ne kadar işkence ederse etsin kaderine kölelik etmedi. Vedat’ın zulmüne direnç gösterdi, gücüyle ayakta kaldı. Şimdi her ne kadar oğlu için o imzayı atmış olsa da sevdiği adamın soyadını taşıyor. Nefes’in Tahir’e uzattığı yüzük mecburi evliliğin halkası değildi, aşkın parmaktaki sembolüydü. Nefes o yüzüğün parmağına takılı prangası olmaması için çok direndi ama kötü anıları madem ki siliyorduk o zaman en güzeliyle yenisini yazmak gerekiyordu. Vedat’a karşı, pazardakilere karşı, onların sevdasına dil uzatan tüm insanlara karşı bir mücadeleydi o yüzük...

Fotoğraf: atv

Zalimler her zamanki gibi zulmüne devam ediyordu. Vedat, Tahir’den intikamını almak için kendine yeni kurbanlar seçti. Vedat’ın öfkesi o kadar körleştirmişti ki gözünü, hiçbir zaman göremediği gerçekleri bir kez daha nefretin ziftiyle karartıyordu. Yanına günahlarını toplayacak cellatlar seçip bir masumun daha nefesini çekip aldı. Mercan, belki de hayattaki tek yanlışı Tahir’i sevmek olan Mercan, Vedat’ın oyununa kurban gitti.  Hor davranılmaya, azar işitmeye alıştıkça kendi sesini içine gömmüş bir kızdı. Kimseye el uzatamıyor, uzanan ellere yetişemiyordu. İçinde yanan bu ateşin acısını kendini keserek, yerine daha büyük acılar koyarak kaldırmaya çalışıyordu. Sanki koca konağın içinde görünmüyordu, sesini kimse duymuyordu, yaşadıklarının ağırlığını ailesi düşünmüyordu. O büyük sessizliğe rağmen yaşama bir yerden tutunan Mercan kirli bir planın kurbanı oldu. Ölümü ile birçok hayatın kaderini değiştireceği belli. Başta Cemil ve Nazar eminim ki bu ölümün nedeni olarak düşündükleri Tahir’e dünyayı zulüm edecekler. Cemil belki bir namlunun ucuyla Tahir’in karşısına çıkacakken, Nazar çok daha acımasız planlar yaparak sessiz darbeleriyle Kaleli’leri yıkmaya çalışacaktır. Vedat, Cemil’i Tahir’in üstüne salmayı, Mercan’ı bir hançer gibi Nefes ve Tahir’in vicdanına saplamayı kurgularken, Nazar’ın öfkesiyle oyununa yeni piyonlar katacak bence.

Fotoğraf: atv

Nefes ve Tahir’in arasında artık çok daha büyük bir engel var. Mercan’ın kendine yaptığı, aşklarının karşısına dikilen onca efendinin hükmünden, dikenli sözlerinden daha büyük bir boşluk açacak. Birbirlerine her sarıldıklarında, Tahir elinde ekmekle her eve girdiğinde, birbirlerinin gözlerinde her kayboluşlarında Mercan’ın gölgesini, havada asılı kalan bedenini görecekler. Vedat bir masumu daha kendi günahına kurban seçti. Her kurduğu oyunda kaybetti, her planında, her zafer çığlığında daha büyük bir yenilgi aldı. Şimdi sıra oynadığı son oyunda yerle yeksan olmasında.

Fotoğraf: atv

Tahir içine bir nefes çekti, ne geri verebiliyor ne içinde tutabiliyor. Yüreğine hem hayat veren hem de hayatından eden bu sevdanın içinde boğuluyor. Tüm yıkıntılara, tüm nefretle bakan gözlere, tüm komplolara rağmen Tahir o nefesi kendine saklıyor. Çünkü o da biliyor, yeri geldiğinde onu boğan bu nefesi bir kere geri verirse, aldığı nefeste daha çok boğulacak.

Filtreleyelim mi?

Filtreleyelim mi?

E-bülten Kayıt