Siyah Beyaz Aşk: Saklı kalan gerçekler...

Siyah Beyaz Aşk: Saklı kalan gerçekler...

Siyah Beyaz Aşk: Saklı kalan gerçekler...

16 05 2018 Gizem Yldz
Gizem Yldz
Gizem Yldz 16 05 2018

Acıyı yaşadığın zaman geçer ama acının bıraktığı iz asla geçmez. Ferhat’ın arkasında koca bir geçmiş var. O geçmişin içinde Necdet Aslan gibi herkesin gururla bakacağı bir baba var. Ferhat çocuk gibi çocuk... Doya doya koşuyor, top oynuyor, kardeşlerinin eli ayağı oluyor, babasına destek oluyor, ailenin en haşarı, en yerinde durmaz çocuğu. Anlayacağınız hayatın daha yapacakları başlamadan önceki o güzel dönem. Namık’ın yarattığı Ferhat ve çocuk Ferhat arasında kalanda bir Ferhat Aslan var bugün... Bugün ki Ferhat Namık’ın aldığı her nefesi son nefesi sayacak, tek bir kurşunla beynini dağıtacak, babasının kanını yerde bırakmayacak adam ama bir de Necdet Aslan’ın büyüttüğü, insanlığı, hayatı babasının ağzından dinleyen Ferhat var.  O Ferhat Aslı ile bir gelecek kurmasını, öfkesini, intikamını geride bırakmasını istiyor. İntikam mı daha güçlüdür yoksa aşk mı? İhanet mi daha güçlüdür yoksa sevgi mi? Acı mı daha güçlüdür yoksa mutluluk mu?

Fotoğraf: Kanal D

Namık’ın Necdet’in katili olduğu ortaya çıkınca herkes şok oldu. Yeter zaten bilip de sustuğu gerçeklerin ortalığa dökülüşünü izledi, Yiğit bildiği sona giderken abisinin yapacaklarından korktu. Hele Gülsüm, geçmişin kirli hesabını Ferhat’a kesti. Bu acı gerçeğin içinde en büyük cezayı, kendi payına düşen acıyı alan Ferhat’tı. Ne yazık ki bunu Aslı ve Yiğit dışında kimse göremedi. Katiline kurbanlık ettiğini öğrenen Ferhat’ın gözü öfke bulutuyla kaplanmıştı. Namık hem onun hayatının hem babasının hayatının katiliydi ama onun gözünde Namık’tan bile suçlu olan bir kişi daha vardı.

Fotoğraf: Kanal D

Yeter çocuklarına baba olmuş, Namık’ın yarı yolda bıraktığı eli tutmuş Necdet’in, katiline yıllarca susmuş. Yeter’e hak vermediğim zamanlarda bile saygı duyuyordum. Artık o da yanlışlarını anladı, evlatlarını düşünüyor diyordum ama bu bölüm gördüm ki Yeter anne olmayı hak etmeyen bir kadın. Ferhat ona “Babam gibi bizi hayatının önüne koysaydın.” dediğinde çok haklıydı. Gülsüm’ün her şeyden Ferhat’ı suçlaması, sanki babasının katili olduğunu bile bile Namık’ın yanında yer almışçasına Ferhat’ı yargılaması haksızdı ama onun da haklı olduğu bir yer vardı. Ferhat Namık’ın dediklerini yaptıkça, onun kurduğu imparatorluğun bekçiliğini üstlendikçe istemeden ona benzemişti. Necdet Aslan’ın yarattığı o iyi huylu çocuğun üzerinden koca bir hayat geçti, yalanlar, acılar geçti. Ferhat Aslan elindeki topu bırakıp silahı aldığı zaman kocaman bir adam olmuştu. Ferhat Yeter ve Namık ikilisinin girdabında kayboldu. Daha Yeter Ferhat’ı karnında taşırken o günaha onu da ortak etti, kendi yalanlarına kurban verdi. Acı olan şu ki; Necdet gibi tüm günahlarını bilmesine rağmen kalbinin kapılarını açan bir adam yanında varken, hala Namık gibi bir şerefsizi seviyor, onun yanında olmak istiyor olması... 

Fotoğraf: Kanal D

Yeni savcımız Oğuz, Namık Emirhan davasıyla mı daha çok ilgileniyor yoksa Aslı’yla mı çözemedim? Ferhat’ın bu konuda duyduğu rahatsızlık her ne kadar ağır bir kıskançlık duygusuna dönüştürülmese de yine de seyirciye teğet değip geçti. Aslı Ferhat’ın aynı karanlığa girmesinden çok korkuyordu. Buna rağmen Savcı Oğuz’un ajanlık tekliflerini reddetti, kocasının güvenini bir kez daha sarsmak istemedi. İzlerken her ne kadar çelişkide kalmış olsam da, Aslı’nın son anda cankurtaran olarak Oğuz’u arayacağını anlamıştım. 

Fotoğraf: Kanal D

Aşk bütün duygulardan daha güçlüdür, lakin onun da önüne geçen bir gurur vardır. Aslı ile Ferhat’ın hikayesinde ne kadar çok izledik gururun varlığını değil mi? İşte aşk ve gurur birbirini besleyen en önemli iki duygudur. Tıpkı nefret ve sevgi, acı ve öfke gibi… Aslı Ferhat’ın duvarlarını elinde balta her yıkmaya çalıştığında gördü ki, önüne düşen taşlar yeni bir duvar örmeye başlıyor. O bıkmadan, usanmadan, yılmadan, aşkına olan inancını sağlam tutarak hep bir darbe daha vurdu o duvara. Aslı onun kalbini iyileştirmeye yemin etmiş bir doktor, onun karanlığını kendi aydınlığıyla ışıklandırmaya yemin etmiş bir aşık, öfkesinin rüzgarıyla çevresini kasıp kavuran Ferhat’ın sakin bir limanı olmaya yemin etmiş bir kadın. Karnında bebeği ile girdiği aksiyonlara bakmayıp, her koşulda Ferhat’ın hayatını gözetiyor. Ne zaman ‘Tamam, bu sefer oldu’ dese, yine bir engel, yine büyük bir yalan ortaya çıkıyor. Ferhat da geçmişin hesabını kapatıp Aslı’yla yeni bir gelecek için Namık’ı ortadan kaldırmaya giderken, Aslı onun gerçek babasının katili olmaması için çabalıyordu. Sır çok, yalan bol, günah gırla… Ferhat hangi birinin ucunu tutsa diğeri açıkta kalıyor. 

Fotoğraf: Kanal D

Ferhat Aslı’nın onun arkasından bir kez daha Oğuz’la iş birliği yaptığını öğrenince bu kez yaşanan yüzleşme daha ağır oldu. Yalana tahammülü olmayan Ferhat Aslan kendi söylediği yalanları görmezden gelmeye devam ediyordu. Aslı da sonunda anladı, Ferhat umutsuz bir vakaydı. Tam Aslı ile Ferhat’ın yolları bir kez daha ayrılıyor derken, o taş evde izlediğimiz gözlerinden ateş çıkan Ferhat gitmiş yerine evinde mangal yakıp karısına sürpriz yapan minnoş baba Ferhat gelmişti. Öyle bir sahneden böyle bir sahneye nasıl geçiş yapıldı hala çözümleyemedim. Alternatif sahne gibi bir şey olmuş. Sanki önümüzü görelim de ona göre son viyadükten dönelim şeklinde bir bağlama sahne izledik. Düşen reytinglerin ve çıkan haberlerin bugün ki durumda büyük etkisi olsa gerek. Ama ilk defa sahne geçişleri, bölümdeki zıplayışlar, ani duygu değişimleri ve karakterlerin gerçekte olduklarından çok daha zıt davranması beni rahatsız etti. Ne Ferhat Ferhat gibiydi, ne Gülsüm, ne de Yeter. 

Fotoğraf: Kanal D

Son sahneye gelecek olursak, gerçek miydi yoksa 31.bölümde bir fake mi yiyeceğiz diye o heyecanı bir türlü yaşayamadım. Bir anda yaşanan tüm olumsuzluklardan sıyrılıp, ailesini toplayıp evde mangal yakan Ferhat, aldığı tek bir mesajla (Bu mesajda Namık’ın nerede olduğu bile yazmıyor) tekrar kabadayı Ferhat oluverdi. Son sahnedeki yüzleşme sıralamaya uygun ve hikayeyi bozmayacak bir şekilde verilse kafalar bu kadar karışmayacaktı. Ama gerçek olduğunu düşünürsek Ferhat bundan sonra nasıl yaşar? Aslı bundan payına düşenin ne kadarını alır? Yeter’e ne kadar büyük bir ceza kesilir bilemiyorum. İzlerken İbrahim Çelikkol bir kez daha oyunculuğunu sergilemiş dedim. Damarları patlarcasına bağırması, acıyı hissetmesi ve seyirciye de hissettirmesi bugün her oyuncunun yapabileceği bir şey değildir. Etkilendiğim tek nokta İbrahim Çelikkol’un oyunculuğu oldu. Geri kalanların ne kadarının gerçek ne kadarının hayal olduğunu tam kestiremediğim için o duygunun içine giremedim. Maksat soru sordurmaksa, bu seyirciye yanlış bir algıyla yanlış bir soru sordurtma şeklidir. 

İlgili Haberler

Son Haberler

Popüler Dizi Testleri Hepsini Gör

Filtreleyelim mi?

Filtreleyelim mi?