Elimi Bırakma: Gerçek olan aşk mı?

Elimi Bırakma: Gerçek olan aşk mı?

Elimi Bırakma: Gerçek olan aşk mı?

14 09 2018 Gizem Yldz
Gizem Yldz
Gizem Yldz 14 09 2018

Aşk mıdır nefretin yolunda zafere ulaşan yoksa korku mudur kaybettikçe azalan? Aşkın kaç türlü hali var ben de bilmiyorum, ama en derini, en değeni yine en imkansız olanıdır. Neden kaçtıkça kovalanırız sandınız, neden zorluğunu kabul ettiniz sandınız, neden öfkesindeki ateşe eldivensiz el uzattınız sandınız? Oysa her şey bir yolculukla başlar. Önceleri tatlı sonraları hafif kekremsi, dar bir geçitte ise alabildiğine acı ama enlerin yaşandığı tek çıkıntı da orası... Eğer hissettiğin şeyi adı aşksa; acının en büyüğünü, mutluluğunun en çoğunu, hasretin en yüklüsünü çekersiniz. Aşk: zorluğunda çokluğunda birleşenidir. Birbirlerini karıştırdıklarında, onca duygunun arasından tek bir hissiyatla çıkmaktır. Öfke ise, nefretten daha tehlikedir; daha yıkıcı, daha kırıcı, daha acıtıcı...

Azra ve Cenk’in mutfak savaşı her geçen kızıl bir rekabete girerken, aynı savaşın kalplerde de yaşanması Cenk’in öfkesi dindirmekten çok yangınına bir çuval odun atmak oldu. Cansu’yu "Sevgilim" diye tanıştırırken tek istediği kendi canını yakan, ondan neyi var neyi yok alan Azra’dan intikam almak değil, onun kalbindeki yerini yoklamaktı. Azra sessizliğini korudukça, gözyaşlarını içine akıttıkça Cenk’i o kalpte hep yok yazdılar. Aslında kalptekini dilsiz yapan şeyin adı vefaydı, merhametti, aşkın berisindeki sevgiydi. Azra için Şeker Teyze’ye verdiği söz Cenk’in soktuğu imtihanlardan çok daha önemliydi. 

Cansu her ne kadar Cenk ile çıktığı yolda bir sona ulaşamayacağını bilse de aşkın her zaman yaptığı şeye imkan verip; aşk bilmek değil, sevmek işidir diyerek içindeki kuşkuları, kemiren soruları es geçti. Kendi sesini sustursa Tarık’ın sesini susturamadı. Gerçekleri bilip, görüp yinede köşesinde oturan Tarık da ‘Yeter Artık!’ dedi. 

Cenk her ne kadar Azra’ya olan öfkesine yenilse de, onun çektiği acılarla pervanenin rüzgarına yenilen mum misali eridi. O kadar şiddetli fırtınalardan sağ çıkmış Cenk Çelen gönlün estirdiği bir tutam samyelinde ağacını terk eden bir yaprak gibi kendinden uzağa göçtü. Azra kardeşini bulmaya bir adım yaklaştığında, Cenk’in onun arkasında kalması, Azra’nın attığı adımların gerisinde kalması Cenk kadar biz izleyenleri de üzdü. Cenk kötü biri değil, zalim hiç değil ama işte öfkesinin ne kadar ağır bir zulüm olduğunu göremeyecek kadar yaralı, kalbinin gerçek sahibini bulmuşken, başka bir kadını misafir oturtacak kadar hırslı. Ve içindeki bu büyük öfkeyi, aşkın rüzgarıyla savurduğu zaman küllerinden önce kendinin yanacağını göremeyecek kadar gözlerini kapatmış durumda. 

Sumru’ya gelecek olursak, gerçekten alkışlık bir kötü kadın performansı sergiledi. Dolunay Soysert’in oyunculuğunu ayrı takdir ediyorum, Sumru Güneş’in oyunculuğunu ayrı yaftalıyorum. Azra’nın gerçekleri öğrenmesine yarım mil kalmışken, Mert’i hala saklama savaşımında olan Sumru yaptığı şov ile Cansu’yu bile ikna edemedi desem yeridir.  Kanıtlanabilirliğini kaybetmiş olan Sumru, yalancılığını parlatırken hesaba katmadığı olayların gelişimiyle önümüzdeki bölüm çok sarsılacağı aşikar. 

Yoku var eden, yoktan da varı elde eden Allah’ın Şeker Teyze’ye ne kadar ömür verdiğini sevgili senaristlerimiz karar verecek. Ama onun şeker şeker bakan suratının ekran ömrü uzun olur inşallah diyorum. Feride Çelen dik duruşu, sevgi dolu kalbiyle ailesini düştüğü para çukurundan, kör bencillikten çıkarmadan kara toprağa boyun eğecek gibi gözükmüyor. Yine de bunu Azra’nın öğrenmesi, gerçeklerin iyice geceye saklanmasına, Cenk’in Azra’nın tavırlarını iyice tanımlayamamasına yol açacaktır. Çünkü Cenk’in de dediği gibi "Bu bilinmezlik çıldırtıyor". Yaşlı bir kadının mirasına göz dikmiş bir paragöz rolünü oynamak Azra ve Cenk’in bitmeyen kavgasının en büyük ateşi...

Onları yakan bu ateşin adı aşktan çok öfkeye çıkıyor. Nefrette aşka dahildir ama genç bir kızın aşkının üzerine kurulan nefret oyunu bu aşkı yüceltmekten çok yok etmeye başlar. Çünkü bir kadın aşkına karşılık alamadığında kendi içine ağlamaya başlıyorsa, aşkının içindeki karşılığın bir yalandan ibaret olduğunu öğrendiğinde karşındakileri ağlatmaya başlayacaktır. Bir kadını tehlikeli yapan erkeğine duyduğu sevgidir. Aşkın her zaman için bir karşılığı vardır. Karşılık alamayan aşklar zehirli bir ilaç gibidir. Zehri de ilaçtan ayıran dozudur. İşte, Mecnun’u çöllere düşüren de aynı kadın, Ademoğlunu cennetten kovduran da aynı kadın. 

Filtreleyelim mi?

Filtreleyelim mi?

E-bülten Kayıt