Bu sene Cannes Film Festivali’nde N’oldu?

4 dakikada okuyabilirsiniz


Cannes yine tozu dumana kattı ve bu hafta itibariyle ardımızda kaldı. Önümüzdeki aylarda isimlerini bolca duyacağınız enfes filmler birer birer eleştirmenlerin karşısına çıktı. Siz arayıp taramakla uğraşmayın, birisi bahsettiğinde Fransız  kalmayın diye bu sene Cannes Film Festivali’nde en çok ses getiren filmleri sıraladık.

Ice & Sky

Yönetmen: Luc Jacquet

“The March Of The Penguins” belgeseliyle ünlenen Jacquet’in yeni filmi “La Glace et le Ciel” bu sene film festivalini kapama şerefine erişti. Film buzulbilimci Claude Lorius’a odaklanıyor. 50’lerden beri buz örnekleri toplayan bu öncü bilim adamı sayesinde tüm dünya küresel ısınma konusuna vakıf oldu. “E peki içinde hiç penguen yok mu?” derseniz, var, o da var… Konuya ilgi duyan duymayan herkese duyurulur.

 

A Tale of Love and Darkness

Yönetmen: Natalie Portman

Ünlü aktris Natalie Portman’ın ilk yönetmenlik denemesi hafife alınacak gibi değil. Amos Oz’un biyografisinden uyarlanan film İsrail’in erken yıllarını konu alıyor. Portman’ın da Kudüs’te doğduğu düşünülürse, filmin aynı zamanda bir gönül projesi olduğu muhakkak. İsrail’e farklı bir bakış açısı getiren film festivalde oldukça iyi eleştiriler topladı.

 

Macbeth

Yönetmen: Justin Kurzel

Kurzel, Avustralyalı seri katil portresi Snowtown ile bütün izleyicilerini herkesi dağa taşa kaçırmıştı. Yönetmenin Macbeth versiyonu da oldukça dehşet verici. Görsel yönetmenliği ise muhteşem. Filmde Macbeth’i Michael Fassbender, Lady Macbeth’i ise Marion Cotillard canlandırıyor. İskoç ikilinin tüyler ürperten hikayesinde oyunculuk da Kurzel’in yönetmenliği kadar iddialı. Cannes’ın en çok ses getiren filmlerinden biri olarak beklenen filmler listesinin başında.

 

The Assassin

Yönetmen: Hou Hsiao-hsien

Nie Yinniang’ın hikayesinden uyarlanan film, Hou’nun senelerdir ortaya koyduğu en tartışmalı yapım. Hem gizemli, hem hipnotize edici, hem de rahatsız edici. Film kaçırılan bir kızın sekiz sene sonra eve dönüş hikayesini anlatıyor. Görevi ise imparatorun politik rakibine bir suikast düzenlemek. Görsel bir şaheser olarak nitelendirilen film, Hou’ya bu senenin “En İyi Yönetmen” ödülünü getirdi.

 

Carol
Yönetmen: Todd Haynes

Cannes’ın bir diğer ağır topu olan Carol, başrolünde Cate Blanchett ile göz kamaştırıyor. Filmin Oscar yarışına göz kırptığı kesin. Patricia Highsmith’in romanından uyarlanan film, festivale gereken melankolik ve nostaljik havayı sundu. Mutsuzluğu güzelleştirebilen bir yönetmen Haynes. 1950’lerin Amerika’sında birbirine aşık olan iki kadının hikayesini anlatan Carol ile Blanchett’in karşısında oynayan Rooney Mara bu sene “En İyi Aktrist” ödülünü kaptı. Film uzun vadede bir klasik olmaya aday.

 

The Lobster

Yönetmen: Yorgos Lanthimos

Bu sene Jüri Özel Ödülü’nü kazanan “The Lobster” Yunanlı yönetmen Lanthimos’un son sıra dışı arthouse filmi. “Dogtooth” ile akıllara kazınan yönetmen, modern aşkın trajikomik kederini beyazperdeye yansıtmak konusunda bir uzman. Film yüzyıllık bir soruya cevap arıyor: Bekarlık sultanlık mı yoksa çift olarak yaşamak mı daha iyi? Filmin Colin Farrell, Rachel Weisz ve Lea Seydoux’u barındıran iddialı bir oyuncu kadrosu var. The Lobster’da bekar kişiler 45 gün içinde bir eş bulmak zorunda, yoksa bir hayvana dönüştürülüyor. Film günümüz sosyal gerçekliğine harika bir şekilde ayna tutuyor.

 

Dheepan

Yönetmen: Jacques Audiard

Audiard’ın namı “A Prophet” ve “Rust and Bone” gibi filmleri sayesinde zirveye ulaşmıştı. Palm d’Or ödüllü yönetmen Dheepan’da, Sri Lanka’daki bir gerilla örgütü olan Tamil Tiger’ın eski bir üyesinin hikayesini anlatıyor. Bu sosyal-dramın en çarpıcı yanı bir oyuncu olmayan fakat filmin başrolde izleyeceğimiz Jesuthasan Antonythasan. Antonythasan daha örgüt dahilinde savaşmış ve defalarca hapse girmiş bir isim. Film, tüm dünya göçmen problemleri ile sallanırken, olaylara yerinde ve manidar bir bakış açışı sunuyor.

 

Amy

Yönetmen: Asif Kapadia

Ah Amy… Festivalin en merak edilen belgeseli Amy, Senna’yı ekrana taşıyan ekipten geliyor. 27 yaşında hayata gözlerini yuman Amy Winehouse’un dünyasına dalarken insanın kalbinin sızlamaması mümkün değil. Kapadia’nın filmi Amy Winehouse’un babası tarafından karalanmıştı. Film, Amy’nin etrafındaki zararlı insanları konu alsa da, ipsiz sapsız teorilere kulak asmayacak kadar akıllıca kurgulanmış. Bu iç sızlatan belgeselde Amy’e dair pek çok video, fotoğraf ve röportaj var. Sanatçı ancak bu kadar anlamlı bir şekilde anılabilirdi.

 

Love
Yönetmen: Gaspar Noé

Noe’nin büyük tartışmalar yaratan ve akıllardan çıkmayan filmi Irriversible’ın yayınlanmasının üzerinden tam 13 sene geçti. Yönetmenin son filmi Love, Paris’te yaşayan Amerikalı bir expat ve kız arkadaşının eriyip giden ilişkisi hakkında vurucu bir hikaye. Love, kimseye daha önce görmediği bir şey göstermese de, şehvet dolu sahneleriyle epey konuşulacak. Noe’yi sevin sevmeyin, o kendini günümüz sinemasının sınırlarını zorlamaya adamış az yönetmenden bir tanesi. Cinselliğin duyguların hareket eden hali olduğu gerçeği filmde çarpıcı bir şekilde ortaya konuyor. Noe bir kamera açısı sihirbazı.

 

 

 

 

 


Bir format seçin
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı