X

Noluyo baştan sona yenileniyor,


göz atmak ister misin?

Siteye Gözat
5 maddede Vatanım Sensin'in 19. bölümünde neler yaşandı?

5 maddede Vatanım Sensin'in 19. bölümünde neler yaşandı?

Tuğçe Usta

Yazar

Tuğçe Usta

Tarih

19 03 2017

19 03 2017 - Yazar: Tuğçe Usta - 9948 Okunma

"Hürriyete kurşun işler mi?" sorusu, tüm bölüm kulaklarımda yankılandı. Bombanın patlama anı gözlerimin önünden gitmedi ve ekranda gördüğüm gözyaşlarını unutamadım. Her anı kalbimizde biraz daha ağırlaşan bir Vatanım Sensin bölümünü ardımızda bıraktık. Aklımızda neler kaldı? Madde madde inceleyelim.

1- Ölen, sadece evlatlar...

Fotoğraf: Kanal D

Hamilton'ın yerleştirdiği bomba, Azize'nin miting alanında patladı. Coşku, yerini büyük bir acıya bıraktı. Üzerine ne yazılır, ne söylenir bilemiyor insan... Üstelik benzer, taze acılarımız varken... En güzelini, Veronika söyledi sanırım. İki gün sonra bizim unutacağımızı ama esas acıyı yaşayanların sızıyı hep yüreğinde taşıyacağını söyleyerek. Veronika'nın sözlerini bırakıp bir köşeye çekilmek en iyisi...

2- Azize ve Cevdet'in aşkı, dikiş tutacak mı?

Fotoğraf: Kanal D

Azize, Yıldız'ın karşı karşıya kaldığı tehlikeden ve yaşanan trajik olaydan sonra Cevdet'in karşısına geçti. Bu işi Yunan ordusunun yaptığına emindi ve bundan emin olması için de elinde fazla fazla sebep vardı. Kırdı, döktü, Cevdet'i onlarca kez kovdu. Karnında Cevdet'in bebeğini taşıyordu ama bebeğini, babasıyla büyütemeyecek olmanın acısını da yüreğinde taşıyordu. Şimdi araya bir de Lucy engeli giriyormuş gibi duruyor. Onların yeniden kavuşacağı anı sabırsızlıkla bekliyorum, mendillerimi de hazırladım.

3- "Uygarlıklar kanla değil, gönül bağıyla ayakta kalır."

Fotoğraf: Kanal D

Halit İkbal'e bir rakip çıktı; Andrea Zackis... Dedi ki; "Bugün Smyrna'nin bağrına bir ateş düştü. Öyle bir ateş ki anneleri yüreğini, babaların ciğerini... Kardeşlik için, barış için buraya ekilen filizleri cehenneme kesti. Türk, Yunan, Rum, Ermeni, Bulgar, Çerkes, Arnavut... Yıllardır birbirine düşmüş her bir ırk, her bir vicdan bu ateşten nasibini aldılar. Ölen yine ve sadece evlatlar oldu. Her kim ki Smyrna'nin bağrına bu ateşi saldıysa niyeti aşikardır. Her kim ki bugün her milletten insanın yaşadığı Kordon'u kana buladıysa, niyeti bizleri birbirimize kırdırmaktır. Yunan halkı bu vahim olayın, bu felaketin acısını Türk kardeşleriyle paylaşmaktadır. Kanatları olmayanlar uçurumları aşamaz ve tek bir kanat hiçbir kuşu uçurmaya yetmez. O vakit bugün Smyrna halkına seslenirim; gelin birbirimizin kolu kanadı olalım, gelin bu oyunu bozalım. Uygarlıklar kanla değil, gönül bağıyla ayakta kalırlar. Bu kez biz bu savaşı durduralım." Kalemini barış için kullanmaya yemin etmiş bir Yunan Teğmen'i olan Leon'dan başkası değildi tabii ki bu sözcüklerin sahibi... Leon, sen kişisel olarak savaşın bitmesini istiyorsun ve gördüğün vahşetten dolayı çektiğin acıyı gözyaşlarında görüyoruz zaten ama herkes seninle aynı fikirde mi? Mesela baban Vasili... Ah Leon, ah...

Fotoğraf: Kanal D

Halit İkbal'den de cevap gecikmedi elbette... Dedi ki; "Hürriyet bombayla parçalanabilir mi? Bir ruha kurşun işler mi? Bir fikrin önüne set çekilir mi? O fikir ki; hürriyetimiz, ruhumuz... O fikir ki, uyanışımız... O fikir ki, vatan sevdamız... Kulaklarımızı sağır eden o sesi duydunuz mu, efendiler? Sinemizde patlattıkları o bombanın sesini duydunuz mu? Kadınlarımızın, çocuklarımızın canına kast etmeye and içmiş canilerin vahşetine şahit oldunuz mu? Biz yapmadık demişler, iki kanadı olmayan kuş uçamaz demişler. Bizim kolumuz da, kanadımız da biziz... Böyle nağmelere karnımız tok... Susalım, isyan etmeyelim isterler lakin tanıyamamışlar bu milleti... Bu milletin dirilişini görmezden gelirler. Harf harf, satır satır yazıyorum işte... Halit İkbal ölmedi. Vatanın hürriyetini, bayrağımızın vatan toprağında dalgalanışını görmeden ölmeye de niyeti yok! Yunanın uzattığı sahte zeytin dalına karnımız yok... Andreas efendi cevap versin sualime; hürriyete kurşun işler mi?" 

Fotoğraf: Kanal D

Hilal, her kelimesinde haklı... Hilal'in kaleminden dökülen her bir kelime halkın isyanı, her bir kelime halkın yüreğinde yanan hürriyet ateşinin yansıması... Halit İkbal'in kaleminin susması demek, halkın isyanının susması demek... O yüzden, Hilal'in tüm sonuçlarına katlanarak yazmaya devam etmesi haklıdır. Leon ve Hilal, uzaktan uzağa böyle ne kadar mektuplaşacaklar bakalım.

4- Hoşgeldin be Eftelya!

Fotoğraf: Kanal D

Eftelya ve Tevfik, nihayet karşı karşıya geldi. Hem de Eftelya, Tevfik'in zarar vermeye cesaret edemeyeceği birinin yanındayken... Eftelya, bildiklerini anlatır mı bilinmez ama bundan sonra Tevfik'i terleten anlar çoğalacak gibi duruyor. Görsel temsilidir! Bir nevi geleceğe dönüş...

5- Hilal Hanım ne yapıyorsunuz?

Fotoğraf: Kanal D

Eveeeet... Gelelim Vatanım Sensin'in faydalarına... Bir Vatanım Sensin izleyicisi, her türlü ahval ve şerait altında ayakta kalmayı bilmelidir. Vatanım Sensin izleyicisi ve üzerine HiLeon seven biriyseniz diziyi çelik yelek eşliğinde izlemek fazlasıyla faydalı... Neden mi? Çünkü kurşunun nereden geleceğini asla bilemezsiniz. Hilal ve Leon, onlarca kez karşı karşıya geldi daha önce ama hep birbirlerine doğrulttukları silah, sözleriydi. Başka bir silaha gerek duymuyordu ikisi de... Bir yanda ölüme dur diyen bir Hilal, diğer yanda kendisini üniformasının içinde hapis hisseden bir Leon vardı. "Herkesin silahı farklıdır Teğmen," demişti Hilal... Neden tek silahı, sözcükleri olan bir kadının elinden kalemi alındı ve eline tabanca verildi? Neden, Hilal'den bu kadar şey eksiltildi? Neden Hilal, kendisine "Tek gayem, hayatta kalmanız," diyen Leon'a tabancasını doğruluttu, yetmedi ateşledi? İki insanın çekeceği acı seviyesinde ibre sona geldi gibi hissediyorum. En azından bende öyle...

Fotoğraf: Kanal D

Ve bu olayla birlikte Yıldız'ın bu denklemde ne kadar lüzumsuz bir yer kapladığını da görmüş olduk. Hilal ve Leon arasındaki imkansızlıklar boyu aşmışken bir de araya Yıldız'ı sokmayı hala anlamsız buluyorum, hiçbir zaman da bir mantığa oturtamayacağım. Yıldız'ın aradan çekildiğine ikna olana kadar da yazmaya devam edeceğim sanırım. Yıldız'a çok güzel bir şekilde, bambaşka bir yol çizilebilecekken Leon'a takıntılı bir şekilde hayatını harcıyor olması da üzücü... Onu hiçbir zaman sevmeyecek ve kabullenmeyecek olan Leon'a... "Yahu Yıldız bütün bölüm uyudu, derdin ne bu kızla?" diyenleriniz de olacaktır elbet lakin Yıldız'ın başucunda sadece Hilal'in döktüğü gözyaşları bile bunun çok net bir mesajı... Bunun yanında herkesin ayrı ayrı Yıldız'dan dilediği sayfalarca özürler, ona istediği her şeyi vereceklerinin bir imzası gibi... Bazı durumlarda yanılmayı istersiniz, ben de bu teoride yanılmayı fazlasıyla istiyorum. 

ARKADAŞLARINLA PAYLAŞ!

İLGİLİ HABERLER