Prison Break 5. sezon değerlendirmesi!

4 dakikada okuyabilirsiniz


Hiç şüphesiz bu yılın en büyük televizyon olaylarından biriydi Prison Break’in dönüşü… İlk duyurulduğu andan itibaren içimizi bir heyecan, bir mutluluk sarmıştı. Bu duygularımızda da sonuna kadar haklıydık. Bir dönemin efsanesi dönüyordu ne de olsa! Zaman geçti, hasret bitti ve biz Prison Break’e tekrardan kavuştuk. Ancak sezon, Kaf Dağı’nın zirvesindeki beklentilerimizi yalnızca yamaçları oranında karşılayabildi. Peki, bu neden ve nasıl oldu? Bu yazıda, yeni sezonun beklentileri karşılayamamasının nedenlerini ve sezonun genel değerlendirmesini yapmaya çalışacağım. Öncelikle üç ana karakterimiz için sezon nasıl geçmiş, biraz ona değinelim.

Dizinin ana ve baş tacı karakteri Michael için sezon her zamanki gibi hapishanede başladı. Ancak resmi kayıtlara göre hapishanedeki kişi Michael değil, Kaniel Outis’di. Sezonun genel hatları da Kaniel Outis ve bu ismin ortaya çıkmasında parmağı olan kişiler etrafında şekillendi zaten. Michael’ın ailesinin güvenliği için yaptığı fedakârlıklar bir yana yeni arkadaşlarına olan bağlılığı da sezonun dikkat çeken noktalarındandı. Fakat Michael’ın o hayran olduğumuz pratik ve parlak zekasını bu sezon pek de fazla hissedemedik. İlk dört sezon boyunca bizlere zekasının doruklarını yaşatan Michael, bu sezon sadece bir kısmını yansıtabildi. Bunun nedenlerine birazdan değineceğim. Her ne kadar 2017 yılı Michael Scofield için badirelerle dolu geçse de nihayetinde oğlu ve karısıyla buluşabilmesi bu süreçte yaşananları ona unutturabildi. Hiç şüphesiz sezonun en mutlu adamı Michael’dı.

Biraz da diğer kardeşe değinelim. Michael’sız hayatında da başını belaya sokmayı başarmış olan Lincoln için sezon, önceki sezonlardakine eşdeğer vaziyetteydi. Başarılan görevlerde Michael’a yardımcı konumda olan Lincoln, bu sezon da aynı konumdaydı. Fakat Yemen macerasında gösterdiği çabayı takdir etmek gerekir tabii… Bu zamana kadar Michael’ın kardeşini kurtarmak için gösterdiği mücadeleyi, bu kez Lincoln gösterdi. Roller tersine döndü kısacası… Bir de Lincoln’ın özel hayatı var tabii. Sheba’yla başlayan ilişkileri sezon boyunca devam etti. Ama nedense bana bu ilişki çok gereksiz geldi. Zaten çok kısıtlı olan sezonda araya ilişki serpiştirmek biraz anlamsızdı. Alışık olduğumuz uzun Prison Break sezonlarında bu yaşansa bir sorun olmazdı ancak bunun dokuz bölümlük sezona konulması zaten hızlı gelişen olayların daha da hızlı geçiştirilmesine neden oldu. Keşke senaristler bu sezonluk bu klişeyi göz ardı edebilseydi.

Sara ise sezonun en yaralı isimlerindendi. Michael’ın yokluğunda kendisine yeni bir hayat, yeni bir aile kuran Sara; bu zamana kadar kocası bildiği Jacob’ın Poseidon çıkması sonucu kendisini kullanılmış, aldatılmış hissetti. Bu duygusunu da yadırgamamak gerek tabii. Ancak sezon onun için de mutlu bitti. Yıllar sonra Michael’ına kavuşan Sara, eski mutluluğuna tekrardan erişmiş oldu.

Ve artık gelelim sezonun genel değerlendirmesini yapmaya… İlk olarak sezonun kötü karakteriyle başlayalım. Önceki sezonlardaki kötü karakterleri düşündüğümüzde Poseidon onların yanında fazlasıyla silik kaldı. Ve bu kişinin Jacob çıkması da ayrı bir tartışma konusu. Dokuz bölümlük bir sezonda son anda ortaya hiç görmediğimiz bir kötü karakter çıkarmak ve bunu izleyiciye benimsetmek oldukça zordu. Bu yüzden de senaristler sezonun ilk bölümlerinden itibaren gördüğümüz bir karakteri kötü çıkartarak bu sorunu çözdüler. Ancak yine de Poseidon, Jacob çıkmamalıydı.

Bir de işe Sara boyutundan bakmak gerek. Yedi yıldır ölü sandığı eski kocasının ölmediğini öğrenen bir kadın, bir anda yeni kocasını bırakarak eskisine dönemezdi. Hele bu kadın Sara ise… Bu yüzden Jacob ya ölmeliydi ya da dizide olduğu gibi kötü biri çıkmalıydı. Aksi takdirde Sara’nın bir anda Jacob’ı bırakıp Michael’a dönmesi kabul edilemezdi.

Prison Break denildiğinde ilk olarak akla hapisten kaçış planları gelir. Birçok kişinin diziye aşık olmasının sebebi de bu kaçış planlarının ince ince, ilmek ilmek dokunmuş olmasıdır. İlk sezondaki Fox River kaçış planını hatırlayın. Planın bütün vücuda çizilmiş olması ve dizinin temelinin bunun üzerine atılmış olması herkeste bir hayranlık uyandırmış, dizinin bu kadar üne kavuşmasını sağlamıştı. Ancak bu sezondaki kaçış planına baktığımızda geçmişte duyduğumuz o hayranlığı çok da hissedemedik. Ogygia planı, Fox River’ın yanında devede kulak, okyanusta damla kaldı. Hiç şüphesiz bunun en büyük nedeni de sezonun dokuz bölümden oluşuyor olmasıydı. Uzun Prison Break sezonlarında olaylar yavaş yavaş ve ayrıntılı işlenirken, bu sezonda çok hızlı ve geçiştirilerek işlendi. Bu da dizinin kalitesini fazlasıyla düşürdü.

Ama yine de uzun yıllar sonra Prison Break’i tekrardan görmek hepimizi mutlu etti. Eskiye dair birçok karakteri yeniden aramızda görmek bizlere eski günleri hatırlattı. Ama keşke Sucre ve T-Bag’i biraz daha fazla görebilseydik. Dizinin yeni sezonunun gelip gelmeyeceği şimdilik muamma. Ama eğer olursa yapımcılardan isteğimiz bölüm sayısının dokuz değil, yirmili sayılarda olması. Bu sayede özlediğimiz o eski Prison Break bölümlerindeki havayı yeniden yakalayacağımıza eminiz diyor ve yazımı burada sonlandırıyorum. Olası bir yeni sezonda görüşmek üzere…


Bir format seçin
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı